Kasım 27, 2022

TURKİHS NEWS

TURKİHS NEWS

CİLT SORUNLARI ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL !

Plastik,Rekonstrüktif  ve Estetik Cerrahı Op.Dr.Celal Alioğlu konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Günümüzün popüler medikal estetik işlemlerinden bir tanesi olan çapraz bağsız hyaluronik asit enjeksiyonu bilinen ismiyle gençlik aşıları gerçekten etkili midir?

Gençlik aşısı dediğimiz ürünlerin içerisinde temel olarak cildimizin ve bağ dokumuzun yapısında olan çeşitli ürünler yer almaktadır. Aslında bu ürünler yeni nesil mezoterapi ürünleri olarak adlandırılabilir. İçeriklerinde temel ürün olarak dolgularda yer alan hyaluronik asit bulunmaktadır. Bununla beraber ek olarak cildin ihtiyaç duyduğu çeşitli vitamin, mineral ve proteinler de yer alır.

Mezoterapi, deri üzerinde birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Saç tedavisi, çatlaklar, lekeler, yara izleri, cilt yenileme, bölgesel zayıflama, selülit, anti-aging ve deri hastalıklarının tedavi edilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Cilt altındaki kolajen ve elastin yapılarını uyararak etki etmeye başlar. Mezoterapi tedavisine başlayan hastaların sıkça sorduğu soruların başında “Mezoterapi etkisi ne kadar sürer ve kalıcı mıdır?” gelir.

Mezoterapi uyguladıktan sonra gözle görülür olumlu etkileri görebilirsiniz. Tedavinin sonucu ise 2 ile 4 ay sürmektedir. Tam olarak istenen noktaya gelinmesi 4 ila 6 seans arasındadır. Seansların önerilen aralığı ise 15-20 gün arasıdır. Mezoterapi tedavisi kalıcı bir çözüm değildir. Cildin tipi ve dış etkilere göre kalıcılık süresi farklılık gösterir.

Gençlik aşısı olarak bilinen Somon DNA aşısı hyaluronik asit ve Somon DNA’dan oluşan bir aşı tedavi uygulamasıdır. Somon DNA aşısı sonrası ciltte hızla artan nem ve elastikiyet parlaklık sağlar.

Somon DNA aşısı nasıl uygulanır?

Cilt altına küçük iğneler yardımıyla Somon DNA tedavisi uygulanır. Bu uygulamadan önce cildin nem oranını artırmak için nemlendirme prosedürleri uygulanır. Hyaluronik asit ile cildin nem oranı düzenlenir ve tedavi için altyapı hazırlanmış olur. Nemlendirme aşaması yaklaşık 1-1,5 hafta sürmektedir. Daha sonra somon balığı sütünden hazırlanan serum deri altına enjekte edilir. Bu tedavi sonrasında ayrıca ciltte ölü deriler canlanır ve ciltte yenilenmeler görülür.

Somon DNA aşısı kaç seans uygulanır?

Somon DNA aşısı 1 ile 5 seans arasında hastanın cildinin durumu ve ihtiyacına göre uygulanır. Tedavi aralıkları 1-3 hafta arasındadır.

Somon DNA aşısı yaşlanmaya bağlı cilt kırışıklıkları, vücut çatlakları, göz altı morluklarında, el üstü kırışıklıklarda, akne ve sivilcelerin oluşturduğu yara izlerinin tedavisinde uygulanmaktadır. Hücre yenileyici olan Somon DNA aşısı cildin sarkmasına engel olur. Hastalar Somon DNA aşısı sonrasında sağlıklı, ışıltılı ve pürüzsüz bir cilde kavuşur. Tedavinin uygulama aşamasında hastalar günlük hayatlarına devam edebilirler. Tedavi sonrası sadece ciltte hafif bir kızarıklık oluşur ve gün içinde kendiliğinden kaybolur.

Somon DNA aşı tedavisi lazer ve RF uygulamalarıyla birlikte kullanıldığında çok daha fazla etki gösterir. Ayrıca botoks öncesi uygulandığında kırışıklıkların giderilmesi sürecini hızlandırır. Somon DNA aşısıyla beraber uygulanmaması gereken yöntem ise dolgudur. İki işlemin bir arada yapılması önerilmemektedir.

Somon DNA aşısı kimlere uygulanmamalıdır?

Op.Dr.Celal Alioğlu,”Kalp hastalarında ve ilaç tedavisi uygulanan kişilerde, hamilelerde, insülin kullanan diyabet hastalarında, kan pıhtılaşması sorunu yaşayanlarda ve felç riski geçirme riski olan hastalarda Somon DNA aşısı uygulanmamalıdır.Bunlara ek olarak tedavi sürecinde aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçların kullanılmaması önerilir. Bu tür ilaçlar tedavi sırasında morluk ve ödemin oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle tedavi sürecinde içilmemesi gerekir.Bu önlemlerin dışında Somon DNA aşısının alerji riski bulunmaz, kadın-erkek fark etmez genç veya ileri yaşta tüm ciltlere uygulanabilir. ”dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Düzce dün geceye 5,9’luk bir depremle uyandı. Deprem İstanbul, Zonguldak, Karbaük, Bolu ve Eskişehir gibi çevre illerden de hissedildi.

Hasar tespit çalışmaları devam ederken merkeze bağlı Yayakbaşı köyünde yaklaşık 173 dönümlük merada yer alan göletin etrafında deprem sonrası toprak kırılmaları meydana geldi.

Kırılmaların yaklaşık 10 santimetreye genişliğe kadar çıktığı görülürken bölgeye gelen deprem uzmanları da bu alanda incelemelerde bulundu.

Merkeze bağlı Köprübaşı Ömerefendi köyünde bulunan Adige Kültür Evi’nde de hasar oluştu. Hasar alan bacanın düşmesi sonucu Kültür Evi’nin bir odasının tavanında yıkım meydana geldi.

Bacanın düşmesi sonucu tavanda yıkım meydana geldiğini aktaran Adige Kültür Evi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Özmeç, “12 Kasım depremi tekrar yaşanmış oldu. Şiddetli depremdi, yıkımı ve ağır hasarı çok olmasa da etkisi derin oldu.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Altının gram fiyatı, güne yükselişle başlamasının ardından 1.052 lira seviyesinde işlem görüyor.

Dün, altının ons fiyatındaki yükselişe paralel yüzde 0,6 değer kazanan altının gram fiyatı, günü 1.048 liradan tamamladı.

Altının gram fiyatı, yeni güne de yükselişle başlamasının ardından yüzde 0,4 artışla 1.052 liradan işlem görüyor.

Çeyrek altın 1.725 lira, Cumhuriyet altını da 7.000 liradan satılıyor.

Altının ons fiyatı şu sıralarda yüzde 0,3 artışla 1.756 dolardan işlem görüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1995 Yılında Vanda Dünyaya Geldi Orta Öğretim Okulunu Vanda Tamamlayarak 2008 de İstanbul’a Yerleşti 2015 yılında Taksim İstiklal Caddesinde Sokak Müziği Yaparak Sanat Hayatına İlk Adımını Attı Bir Zamanlar Seni Çok Seviyordum Adlı Şarkıyı Söylerek Sosyal Medyada Büyük Bir İlgi Görmüştür Son Çıkardığı Ezım Stranek Be Sazım Adlı Kliple Büyük Bir Kitleye Ulaşmıştır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tarımsal ürün ihracatı denildiğinde ilk akla gelen ürünlerden biri olan domatesten elde edilen gelir ihracatçının yüzünü güldürmeye devam ediyor. Domatesten elde edilen ihracat geliri her geçen yıl hız kesmeden artış gösteriyor. Üstelik globalde yaşanan siyasi ve diğer sorunlar da domates ihracatından elde edilen gelirin artmasına engel değil.

2019 yılının sonlarında başlayıp 2022 yılının ortalarına kadar dünya gündemini etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin domates ihracatından elde edilen gelirleri sekteye uğratamadığını söyleyen Boris Volfman, “Türkiye 2019 yılının Ocak-Ağustos aylarını kapsayan ilk sekiz aylık dönemde dünyanın çeşitli ülkelerine 204.223.295 dolarlık domates ihracatı gerçekleştirdi. 2022 yılının aynı döneminde ise domates ihracatından elde edilen gelir 259.853.471 dolara yükseldi.” dedi.

Pandemi domates ihracatını teğet geçti

Pandeminin dünyayı etkisi altına almaya başladığı 2019 yılının sonları itibariyle dünya ticareti 2 yıllık bir duraklama sürecine girdi. Pek çok sektörde işler yavaşladı. Fakat tarımsal ürün ihracatı bazı istisnai sektörler ile birlikte yavaşlamak yerine daha da yukarı yönlü ivme kazandı. Bu süreçte ihracatçının yüzünü güldüren ürünlerden birisi de hiç şüphesiz domates oldu. Türkiye’nin artan domates ihracatı gelirlerine yönelik çeşitli değerlendirmelerde bulunan Boris Volfman, “TÜİK rakamları bizlere gösteriyor ki domates Türkiye için oldukça önemli bir tarımsal ihraç ürünü. Şöyle 2019 yılından günümüze doğru baktığımızda domatesten elde edilen ihracat gelirlerinin sürekli olarak artış gösterdiğini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Üstelik son üç yılda yaşanan bu artış sadece Türk Lirası bazında değil aynı zamanda dolar bazında da net olarak gözlemleniyor. Yani ihracatçımız dolarda yaşanan dalgalanmadan olumsuz yönde etkilenmedi yorumunu yapmak yanlış olmaz.” dedi.

Domates ihracatında hedef 300 milyon dolar

TÜİK rakamlarına göre Türkiye 2019 yılının Ocak-Ağustos aylarını kapsayan ilk sekiz aylık dönemde 204.223.295 dolarlık domates ihracatı gerçekleştiğini hatırlatan Boris Volfman, “Bu rakam 2020 yılının aynı döneminde ise pandeminin bütün yıkıcı etkilerine rağmen küçük bir artış ile 207.553.751 dolarak yükselmiş. 2021 yılının ilk sekiz aylık döneminde ise büyük bir sıçrama yaparak 239.537.603 dolar seviyesinde bir gelir elde edilmiş. Son olarak bu yılın ilk sekiz aylık dönemine baktığımızda domates ihracatından elde edilen gelir 259.853.471 dolara yükselmiş durumda. Üstelik bu ihracat gelirleri yılın ilk sekiz ayını kapsayan dönem için geçerli. Henüz yılı tamamlamadık. Öngörümüz şu ki Türkiye bu yılı 300 milyon dolarlık hatta bu rakamın daha da üzerinde domates ihracatı geliri ile kapatacak. Eğer uluslararası siyasette ticaretin aksamasına sebep olacak bir sorun yaşanmazsa önümüzdeki 3 yıllık dönemde domates ihracatı için hedef rakam 500 milyon dolar seviyelerinde olacaktır. Üretici ve ihracatçı iş birliği içerisinde hem üretimi hem de mevcut üretimden elde edilen verimi artırırsa çok daha büyük ihracat gelirleri hayal değil.” şeklinde konuştu.

En büyük müşteri Romanya

Domates ihracatı denildiğinde kamuoyunda en büyük müşterinin Rusya sanıldığını söyleyen Boris Volfman, “Bunun en büyük sebebi ise 2019, 2020 ve 2021 yıllarının ilk sekiz aylık dönemleri dikkate alındığında en büyük müşteri konumunda Rusya’nın bulunmasıydı. Fakat savaşın başlamasından sonra Türkiye’den Rusya’ya gerçekleştirilen ihracatta da çeşitli aksamalar yaşanmaya başladı. Bu sebeple 2022 yılında Rusya en büyük müşteri olma konumunu kaybetti. Bu yıl itibariyle Türkiye’nin domates ihracatı alanında en büyük müşterisi Romanya olarak karşımıza çıkıyor. 2022 yılının ilk sekiz aylık döneminde Türkiye’den Romanya’ya yapılan domates ihracatından 46.002.790 dolarlık gelir elde edildi. İkinci sırada ise 34.862.349 dolarlık ihracat geliri ile Ukrayna geliyor. Üçüncü sırada ise 25.451.167 dolarlık domates ihracatı gerçekleştirilen Bulgaristan yer alıyor. Geçtiğimiz yılların en büyük müşterisi olan Rusya ise 20.800.681 dolarlık ihracat geliri ile altıncı sırada yer alıyor.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

21 Kasım Pazartesi yani haftanın ilk iş gününde çeyrek ve gram altın fiyatları ne kadar, kaç TL?

​​​​​​​

GRAM ALTIN FİYATI NE KADAR

1.045,17

1.045,32

ALTIN/ONS ($) FİYATI NE KADAR

1.746,89

1.747,22

ÇEYREK ALTIN FİYATI NE KADAR

1.672,33

1.709,06

CUMHURİYET ALTINI FİYATI NE KADAR

6.689,06

6.815,49

YARIM ALTIN FİYATI NE KADAR

3.334,08

3.418,20

ZİYNET ALTINI FİYATI NE KADAR

6.689,06

6.815,49

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye’nin önemli spor yazarlarından biri olan gazeteci Hıncal Uluç, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 83 yaşında hayatını kaybetti. İki böbreğini de kaybeden Hıncal Uluç, kan zehirlenmesi sebebiyle tedavi altına alınırken bir süre önce kalçasını kırmış ve by-pass ameliyatı olmuştu. Şimdiye kadar 10’a yakın ameliyat geçiren Hıncal Uluç, bir süredir İstanbul’da özel bir hastanede tedavi görüyordu.

Gazeteci ve spor yorumcusu Hıncal Uluç 83 yaşında yaşamını yitirdi. Acı haberi Yazar Faik Çetiner, “Hıncal Uluç vefat etti. Uluç ailesinin başı sağ olsun” sözleriyle duyurdu. İki böbreğini de kaybeden Hıncal Uluç, kan zehirlenmesi sebebiyle tedavi altına alınırken bir süre önce kalçasını kırmış ve by-pass ameliyatı olmuştu. 10’a yakın ameliyat geçiren duayen gazeteci, yoğun bakımda tedavi görüyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?

Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi.

Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. Bu yüzden çocuk için böylesi bir evliliği sürdürmek demek çocuğun daha fazla travma yaşamasına neden olmak demektir. Dolayısıyla boşanma kararı, gerektiği durumlarda doğru bir seçenek olacaktır. Ancak boşanma süreci ne kadar sağlıklı yürütülmeye çalışılırsa çalışılsın bu süreçte çocuk kalıcı yaralar alır. O nedenle bu yaraların çocuğu derinden acıtmaması için bu karar çocuğa oldukça dikkatli açıklanmalıdır. 

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu; boşanma kararını çocuğa anne ve babanın birlikte açıklaması ve bu açıklamaların kesinlikle birbirlerini suçlayıcı üslupta olmamasıdır.Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise; boşanma kararının çocukta travmatik etkiler oluşturmaması için, ebeveynlerin çocuğa bunun açıklamasını yaparken nasıl anlatacaklarını çok iyi bilmeleridir.

Özellikle 8 yaş altı çocuklarda boşanma kararını somutlaştırarak anlatılmalıdır. Çünkü çocuklar için boşanma ölüm gibi, kurban kesimi gibi, depremler gibi soyut bir kavramdır yani çocuğun 5 duyu organıyla hissedemediği bir kavramdır dolayısıyla boşanmayı anlatırken ebeveynler oyuncaklardan yardım alabilirler ve çocuğa şu şekilde anlatabilirler; “Bu oyuncak anneni temsil etsin yani annen olsun, bu oyuncak da babanı temsil etsin baban olsun, bu oyuncak da seni temsil etsin yani sen ol. Daha sen doğmamışken annen ve baban birbirlerini çok sevdi ve evlendi sonra Allah’tan bebek istediler ve dünyaya sen geldin. Sen de tatlı mı tatlı bir bebektin. Biz seni çok sevdik ve birlikte çok eğlendik. Hepimiz bu evde yaşamaya devam ettik. Ama daha sonra babanla anlaşamamaya başladık. Bir aradayken hep kavga ediyorduk ve kavga ettiğimiz için mutsuz oluyorduk. Bu nedenle ayrılmaya karar verdik. Bundan sonra biz annen ve baban ayrı evde yaşayacağız ve senin bir değil 2 tane evin olacak. Sen de istediğin zaman annenin kaldığı evde, istediğin zaman da babanın kaldığı evde kalabileceksin. Annen ve baban seni sevmeye devam edecek çünkü ayrılmamızın sebebi kesinlikle sen değilsin, sen çok iyi bir çocuksun.” Şeklinde anlatıldığında hem çocuk görerek, dokunarak ve işiterek durumu idrak eder hem de suçluluk hissine kapılmaz çünkü özellikle 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklar boşanmanın sorumlusu kendisi olduğunu sanırlar. Ebeveynlerin oyuncaklarla olan bu anlatımı bir kaç defa daha anlatmaları ve çocuğun merak ettiği sorulara cevap vermeleri de onun bu kararı daha kolay kabul etmesi açısından önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her çocuğun bilişsel gelişimi farklıdır. Normalde 12 yaşın altındaki çocuklara oyuncaklarla bu anlatılabilir fakat çocuk 8 yaşından büyükse ve soyut kavram becerisi gelişmişse oyuncaklarla anlatılmasına gerek yoktur. 

Bilişsel gelişimin bir bileşeni olan soyut kavram becerisinin gelişimi de çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Ebeveynler çocuklarının soyut kavram becerisinin ne kadar geliştiğini çocuklarının bir espriyi anlayıp anlayamamalarından ya da ince espriler yapabilmelerinden, bir atasözünün ne anlam ifade ettiğini algılayabilmelerinden ve çocuklarıyla bir fikir hakkında tartışabilmelerinden anlayabilirler.Boşanma, çocuğu derinden etkiler dolayısıyla çocuğun psikolojik problemler yaşaması da yüksek ihtimaldir. Psikolojik problemlerden en çok rastladığımız depresif duygudurum ve içe çekilmedir. Çocuk boşanma sürecinde kendini mutsuz, isteksiz ve karamsar hissedebilir, sosyalleşmeden kaçınabilir, değersizlik düşüncelerine kapılabilir ve kendini suçlama eğilimleri gösterebilir. Boşanmanın üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen çocuklarda en sık karşılaşılan problemler ise öfke ve stres ile bahsetmede güçlük ve dürtüsellliktir.

Cinsiyetin de boşanmanın etkileri üzerinde farkedilir rolü vardır. Dolayısıyla boşanmadan kız çocuğa göre erkek çocuk daha çok etkilenir. Bunun nedenleri arasında başta, kız çocuğunun doğası gereği duygularını dışa aktarması, erkek çocuğuna nispeten daha kolay olmasıdır. Bu da kız çocuğunun çevresinden daha çok psikolojik destek almasını sağlar ve böylelikle bu süreci erkek çocuğuna göre kız çocuk daha kolay atlatabilir. İkinci nedense, küçük yaş grubu velayetinin anne tarafına verilmesi ile erkek çocuk baba rolünden yoksun büyür, bu durum erkek çocuğunun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Bazen şiddetli geçimsizliğe rağmen eşler çocukları için boşanmak istemeyebilir ancak evliliğin sürdürülmesi kararının alınması da boşanma gibi ciddi bir karardır.

Çocuğuna değer veren her anne ve baba, kendi aralarındaki ilişkiye de değer vermelidir. Anne baba ilişkisi ne kadar güçlüyse, çocuk da o evde o kadar sağlıklı yetişir. Çünkü bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik, anne ve babasının birbirine iyi davranması, birbirlerini sevmesi, birbirine saygı göstermesi ve birbiriyle olan mutluluğudur. Anne ve baba arasında yaşanan tüm duygular, çocuğun duygularını da oluşturur. Mutlu bir baba, anneye iyi davranır, mutlu bir anne de, çocuğuna iyi davranır, mutlu çocuk da anne ve babasına iyi davranır yani çocuk sağlıklı gelişim göstererek davranış problemleri göstermez. Çocuk için evliliği sürdürmek isteyen eşler, geçimsizliği sürdürmek yerine problemlerinizi çözmeye çalışmamalılar. Mutsuz bir evliliği sürdürmek o evdeki herkesi mutsuz eder. O nedenle aralarındaki problemleri çözemeyen eşler muhakkak aile terapistine başvurmalı ve ellerinden gelen gayreti gösterdikten sonra çocuklarının sağlıklı büyüyebilmesi için en doğru kararı vermeliler.

Çocuklarının boşanma sürecinden en az yara almasını isteyen ebeveynler şunları unutmamalılar;

Eşler boşanmış olsa da ebeveynlerin anne babalık rollerinin devam eder.

Ebeveynler çocuklarına olan yaklaşımlarında eski eşini ve onun ailesini kötülememeliler. Çünkü hiçbir çocuk anne ya da babası hakkında kötü söz duymak istemez. Duyduğu her kötü söz, çocukta değersizlik hissi oluşturur. Anne ya da babasından birbirlerini kötüleyen sözler işiten çocuk, büyük bir güvensizlik hisseder. Kime güveneceğini şaşıran çocuk ne kendine ne de başkasına güvenemez.

Eşlerin yaşadıkları olumsuz duyguların çocuğa yansıtılması çocuğun da bu olumsuz yaşantıdan fazlasıyla etkilenmesine neden olur. Yaşananlar eşlerin arasındadır, çocukla eş arasında değildir. Özellikle “Annen olacak kadına söyle ya da baban olacak adama söyle”diyerek olumsuz söylemlerle çocuk araç haline gelmemelidir.

Boşanma sebebinin çocuk olmadığın ebeveynler çocuğa muhakkak anlatmalılar zira çocuk kendini boşanma sebebi olarak görmesin.

Boşanma kararına kesin şekilde karar verilmeden önce asla çocuğa bu karar açıklanmamalıdır. Boşanma kararı kesinse çocuğun yaşına uygun şekilde açıklanmalı ve ebeveyn olarak birlikte açıklanmalıdır.

Eşler ebeveynlik ilişkilerini ölçülü tutmalılar. Nasıl ki eşlerin birbirlerini suçlayıcı konuşması, birbirleri ile hiç görüşmemesi, aralarındaki inatlaşmaların ve kavgaların devam etmesi çocuğun ruh sağlığının bozulmasına sebep olur; eşlerin hiç ayrılmamış gibi çok samimi olmaları, çok sık görüşmeleri ya da beraber tatile gitmeleri gibi durumları da çocukta kafa karışıklığına sebep olur. Bu durumda çocuk anne babasının yeniden evlenmeleri beklentisi ile sürekli hayal kırıklığı yaşar, anne babasının yeni evliliklerini kabullenemez ve yuva kurma ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler biriktirir.

Tüm bunlar çocuğun ruh sağlığı gelişimi için çok önemlidir. Şu da unutulmamalıdır ki çocuğun olumsuz yaşantılarından sadece çocuğun ruh sağlığı etkilenmez, beden sağlığı da etkilenir. Yani çocuk boşanma sürecinde her koşulda travma yaşayabilir ancak ebeveynlerin görevi çocuklarını yaşanabilecek en ufak bir travma ihtimalinden koruyabilmektir. 

Son olarak boşanma sürecinin olumsuz etkilerinden korunmak isteyen ebeveynler, çocuk ve aile terapistine başvurmayı asla ihmal etmemeleri gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YORGUNLUKTAN KANSIZLIĞA BİRÇOK SORUNA YOL AÇIYOR !

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salim Balin konu hakkında bilgiler verdi. 
Haşimato,bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırdığı ve bu kısımda hasara neden olan bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığına denir.Bu durum tiroid bezinin iltihaplanmasına  neden olabilir.Ayrıca uzun zamanda yeteri kadar tiroid hormonu salgılanamamasına (hipotiroidizm) yol açar.Hipotiroidi  vücuttaki pek çok sistemi etkileyerek yavaşlamasına sebep olur.
Haşimato kadınlarda daha sık görülse de her yaştaki kadın ve erkeklerde ortaya çıkabilir.
Haşimato Hastalığı Belirtileri Nelerdir ?Kansızlık,yorgunluk,depresyon,saç dökülmesi,çok üşüme,adet düzensizliği,nedensiz kilo alımı,soğuğa karşı dayanıksızlık,dilde büyüme,tırnak kırılması,unutkanlık,kuru cilt,ciltte kalınlaşma gibi…

Son zamanlara düşük doz lazer terapisi (LLLT = Low Level Laser Therapy) haşimato hastalığı tedavisinde umut verici sonuçlar göstermektedir.

Bu tedavinin etki mekanizması tiroit dokusunun kanlanmasını fazlalaştırıp kronik enflamasyonunun (yangı) azalmasını sağlayarak hücrelerin hasar görmesini aza indirip hormon üretim kapasitesini fazlalaştırmaktadır.

Yalnız bu tedavi,tiroit kanseri olanlara, radyo aktif iyot tedavisi geçirmiş olanlara ve tiroit dokusu ameliyatla alınmış kişilere uygulanamaz.

Op. Dr. Salim Balin ,”LLLT tedavisi;Yan etkisi olmayan,uygulanması kolay ve kısa süren işlem süresi ile konforlu bir uygulanamadır.Bu yöntem sayesinde hastaların yoğun yaşamış olduğu şikâyetler geriler ve bazı şikayetlerinde geçtiği gözlenmektedir. Yine bu zaman zarfında tiroit ilacına olan ihtiyacın ya azaldığı veya tamamen ortadan kalktığını görülür. Hasimato hastalığı olan hastalarda Lazer tedavisi ile birlikte kişiye uygun olan beslenme programı, takipli olduğu doktor tarafından yapılacak olan mikro besin desteği ile birlikte stresi kontrol edebilen ve uyku düzenlerini sağlayan hastalarda daha da etkili olduğunu söyleyebiliriz.”dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Huawei’nin 2020’de Shenzen Zhixin New Information Technology Co. adlı konsorsiyuma sattığı Honor, günümüzde yaptırımlara takılmadan faaliyetlerini sürdürüyor. Bu doğrultuda sektördeki aktifliğini de artıran üretici, mayıs ayında piyasaya sürülen Honor 70 serisinin halefi Honor 80 için geri sayıma geçti. Son olarak akıllı telefonların işlemcisi ve kamerası gibi detaylar belli oldu.

Honor 80 serisi 23 Kasım’da Çin’de düzenlenecek etkinlikte kullanıcıların beğenisine sunulacak. Birkaç ay sonra globale de gelmesi beklenen akıllı telefonlarla ilgili yeni detaylar gelmeye devam ediyor. Son olarak Çinli üretici, paylaştığı son posterde yaklaşan modellerin kilit özelliklerini doğruladı.

Serinin uygun fiyatlı modeli Honor 80 SE MediaTek Dimensity 1080 işlemcisiyle kullanıcıların karşısına çıkacak. 6 nm mimariye sahip yonga seti; iki 2.6 GHz ARM Cortex-A78 ve altı 2.0 GHz ARM Cortex-A55 çekirdeklerine ve Mali-G68 MC4 grafik birimiyle geliyor.

Honor 80 Pro‘nun 160 Megapiksel ana ve 50 Megapiksel çift ön kameraya sahip olması bekleniyor. Öte yandan normal ve SE modellerinin 66W şarj özelliğine sahip olması beklenirken, Pro modelinin 100W hızı destekleyeceği bildiriliyor.

Cihazlarla ilgili bugüne dek paylaşılan görseller, Honor 80 serisinin kavisli kenarlara sahip bir ekrana sahip olacağını gösteriyor. Öte yandan üst orta konumda hap tasarımı karşımıza çıkacak. Akıllı telefonlarla ilgili işlemcileri ve şarj hızları dışında henüz çok fazla teknik detay yok. Ancak son gelen raporlar, serinin üç modelden oluşacağını gözler önüne seriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir